13 Temmuz 2011 Çarşamba

Yalancılardan herkes nefret eder…



Sen de yalandan nefret ediyorsun di mi.  Yalancılara asla tahammülün yok. Hele arkandan başka, yüzüne başka konuşurlar yok mu, en gıcıkları! Etraf yalancılarla dolu. Hiç kimse dürüst değil. Herkes iki yüzlü.
O zaman bugün, şu andan itibaren dürüst olmayı dene.
Hiç yalan söyleme. İçindekini saklama. Aklında olanı, kalbinden geçeni hiç düşünmeden anlat. Ne de olsa yalan çok kötü bir şey diyordun. Bak bakalım ondan sonra neler oluyor.
Özene bezene giydiği elbisenin aslında ona hiç yakışmadığını söyle. Çok komik sandığın şakaların kabak tadı verdiğini, muhabbetin sıktığını.
Artık seninle olmak istemiyorum.  Arkadaş gibi görünsem de sana aşığım! Senden nefret ediyor görünsem de seni aklımdan çıkaramıyorum. Eh madem yalandan nefret ediyorsun, onu kıskandığını da söyle. Ona ihanet ettiğini… Ve ona her zaman yalan söylediğini de…
Geçtim bir günü, sadece bir saati yalansız geçirebilir misin?  Herkes dürüstlük bekler. Madem yalana sinir oluyorsun. Yalanı hayatından çıkarmaya cesaretin var mı bi daha düşün. Dünya yalansız döner mi söyle.
Ben denedim. Sana neler olacağını baştan söyleyeyim; hayatın kayar.
Arkadaşların iki günde kaçar, senin için acımasız, kalpsiz derler, ismin kötüye çıkar, aşık olduğun adam kaçar, kalp kırarsın, kalbini kırarlar, annen bile sana gıcık kapar… Bunları göze alabilir misin.  Kabul edelim, gerçekler o kadar da hoş şeyler değil: )
Dürüstlüğün en büyük erdem olduğunu düşünenler genellikle aynı hataya düşüyor. Onlara göre yalan söylemek kolay, dürüst olmak zordur. Nasıl da koca bir yalan: )
En iyi yalancıların yalancı olduklarını bile anlamayız ki zaten. Bütün yalanlar yalan olduğu ortaya çıkana kadar gerçek.
Bazen diyorum ki, boşver kızım, kaptır kendini, kolayı seç. Sen de onlar gibi ol, yalandan nefret ederim deyip yalan söyle. Ah olmuyor işte. Söylüyorum, kimse inanmıyor!  : )
Sonuçta… Herkes yalan söyler. Ama yalancılardan herkes nefret eder.
Gökteki yıldızlar ne kadar da güzel ve büyülü görünüyor.  Çünkü bizden çok uzaklar ve özel hayatları hakkında hiçbir şey bilmiyoruz.  Sakın unutma, iyi bir yalancıyı asla tanıyamazsın.
Yoksa sen bu yazdıklarıma da inandın mı şekerim?: )

NOT: ALINTIDIR.

10 Temmuz 2011 Pazar

BAZEN DİYORUMKİ GİT SENDE BOYAT SAÇINI SARIYA SENDE ROMANTİK KOMEDİ KIZI OL

Cumartesi bütün gün dışarıdaydım. Arkadaşlarımla hoş vakit geçirdim. Müzisyen bir arkadaşımı çaldığı mekanda dinlemeye gittim. Mekan çok fazla kalabalık değildi. Daha doğrusu bir kalabalık bir bomboş. Bir ara çok sıkıldım. Çünkü yükses ses müzik, kalabalık, her kafadan ayrı bir ses hiç bana huzur vermiyor, mutlu etmiyor. Arkadaşlarım da sıkıldığımın farkına varmış olacaklar ki sahneden sürekli benimle uğraştılar. Bende bütün çakralarımı açmış bir şekilde onlara odaklandım.Daha sonra başka bir mekana geçtik fazla kalmadık Sadece onları dinlediğimde herşey güzel fakat bu aralar çok fazla insancıl olduğum söylenemez.
Artık doğal görünen ve davranan çok fazla insan kalmadı.Bakışlar, kahkahalar, konuşmalar  yapmacık ve herkes bunun farkında. Fakat böyle davranınca daha fazla saygı göreceklerini ve sevileceklerini belki de özenileceklerini düşünüyor olabilirler. Farklı olma çabasında aynı malın farklı ambalajları..
Sanki kimse yanındaki insandan ve bulunduğu yerden memnun değil yoksa neden ellerindeki telefona yapışıp yanında olmayan insanlarla haberleşmeye çalışsınki.
Kimse kimsenin gözlerine uzun süre bakmıyor. Herkes birer profesyonel dudak okuyucusu.

Sarı saçlar ve bronz ten moda.
Bazen diyorum ki git Salome sende boyat saçını sarıya Sende Romantik Komedi kızı ol.
Ama yok olmuyor.

8 Temmuz 2011 Cuma

Günümüzdeki AŞK benim içimde POPART

Hayat sadece bir erkeğin ya da erkeklerin size verdiği değerle ölçülendirilebilir mi? Evet hayatımda biri yok. Platonik aşkım ya da beğendiğim biride yok. Fakat bu durum beni rahatsız etmiyor.Mutluyum ben. 

Ben feminist değilim, erkek düşmanı değilim.Ama hayatları sadece sevgilileriyle kurdukları ilişki olan ve sadece bunu konuşan kızlardan gerçekten uzak durmak istiyorum. Gerçekten sevgiye sonsuz saygım var çok güzel herkes yaşamalı, gelecek planlarını onunla birlikte yapmalı ama hayatı sadece bundan ibaret olmamalı.Tabi ki dostumsa eğer bana ilişkisiyle ilgili bazı şeyleri paylaşabilir fikrimi sorabilir, kafasında konuştuklarımızı tartıp kendi seçimini yine kendisi yapabilir..Bende aynı şekilde..ama benciilce sadece kendini düşünmemeli.Dostunun hayatında neler olupbitiyor  onu da dinlemeli önem vermeli. Bazı kadınlarda bu var elbette erkekler de de vardır. Hayatına biri girince kendini sosyal ortamdan soyutlamak.Bu zavallılık değilde nedir? Sanki sadece onun için yaşıyorsun.Sadece onunla geçirdiğin zamanın kıymeti var. Adeta uyuşturucu bağımlısı gibi birşey olup çıkmışssın.Aşk böyle birşey mi oldu? Sevdiğin insan efendin mi oluveriyor? "Biz birbirimizin yanındayız." Evet yanındasınız yalnız bir farkla; Sen onun yanında evcil hayvanı gibi duruyorsun. Adeta tasma takılmış gibisin.
Birşey anlatıyorum hayatımla ilgili seninle paylaşmak istiyorum paylaşamıyorum daha doğrusu bahsetmiyorum bile. Bir ilişkide bu kadar fedakar olmak iyi birşey mi? .Sen kendini bu kadar aşağılarsan, böyle kolay olursan o insan sana neden değer vermeye devam etsin. Sen kendini değersizleştirmişsin zaten. Onun kolaylıkla elde edebileceği birşey olmuşsun. Neden kaybetmekten korkmadığı birini kazanmak için zaman kaybetsin. Zaten ne derse istemesen bile yapıyorsun. O da bunu biliyor. Kim olursa olsun, İnsanlar kolay elde ettikleri şeylerin kıymetini bilmezler.Sonra Terkedilince;"Ben çok iyi bir insandım. Onun için Herşeyi yaptım. Kendimden çok sevdim. Ama kıymetimi bilmedi. demeyeceksin. Sorunda bu işte sen onun için herşeyi yaptın.Onun senin için mücadele etmesine izin vermedin..

Onun senin için mücadele etmesine izin versen dahi, senin için fedakarlık yapmaya hazır olmayacak insanlar elbet..Çünkü  insanlar alışmış kolay elde etmeye..Kolay vazgeçmeye..POP-ART gibi anlayacağın.  

Sonra neden hayatında biri yok diye soruyorlar bana; uzun uzun "Çünkü" ile başlayan cümleler kurmuyorum onlara.."Demek ki henüz tanışmadık."deyip gülüyorum.
Birgün Çünkü'sünüde konuşuruz..

İyi geceler:)..



Not: Konu Pop-Art'tan açılmışken sevdiğim bir yazıyı paylaşayım burada.


bütün sahip olduklarımız bir kolajdan ibaret, 
karakterlerimiz, istediklerimiz, yaşadıklarımız, 
etrafta gördüklerimiz, hayal ettiklerimiz, 
onun bunun parçası, toplanmışı, koparılmışı, yırtılmışı, 
dünyada gördüğüm her şey bir kolaj çalışması, 
ve belki tanrı kendi uygarlığında, bir pop-art sanatçısı.

SALOME

6 Temmuz 2011 Çarşamba

Son bir Mesaj. Son bir Öpücük.

Az biraz önce ayrılalı bir buçuk ay olmuş, zaten saçma sapan sürdürülmüş ve benim gayretlerimle ayakta kalmaya çalışmış ilişkimin diğer yarısını paylaşan insanımsı mesaj göndermiş telefonuma.

"Bana ne beddua ettin başımdan gitmiyor hiçbirşey?"


Yaz kızım;
Yıl 2010 (daktilo sesi efekti)..Ankara'nın soğuk bir kış akşamında..diye devam etmeyeceğim elbet.

Geçen kış Yeni yıla girmemize  birkaç ay kala olmalı yanlış hatırlamıyorsam; Akşam okuldan gelmiştim. Yorgundum. Yemek yiyip Tv karşısında uyuklamak istiyordum. Hiç bir kanal da adam gibi bir program yoktu. Tam ilgimi topluyorum çat! "4dk ara". Annemle anneannemde sözde tv izliyorlar. Hararetli bir konuşmaya dalmışlar.Neyse aldım laptopı kucağıma Facebook' tan  ekleme taleplerime bakıyordum. Arkadaş listemde yalnızca tanıdığım, görüştüğüm insanlar vardı ve tanımadığım bilmediğim ekleme taleplerini reddediyordum ve sadece arkadaşlarımdan mesaj alabilecek şekilde ayarlamıştım ki bir ekleme talebi dikkatimi çekti.( Ona Panda demek istiyorum sebebini daha sonra yazacağım.) Panda evet. Silmedim kabul ettim. Aynı şehirde fakat farklı Üniversitelerdeydik. Bana ertesi gün akşamı mesaj gönderdi, ben cevap verdim, o gönderdi, ben cevap verdim derken baya mesajlaştık. Msn adreslerimizi aldık 30 aralık gecesine kadar bu böyle sürdü. Yeni yıl akşamı için bir hafta öncesinden arkadaşlarımla program yapmıştım ama hastalandığım için gidemedim. Midemi üşütmüştüm sadece çorba yiyebiliyordum.Ailem ve ailemin yakın arkadaşları vardı o gece. Bir ara odama gittim telefonuma gelen msjları cevaplıyordum. Facebooka baktım Panda'dan mesaj yeni yılımı kutlamak için telefon numaramı istiyor. Çok karasız kaldım.Bir taraftanda çok eğlenceli ve keyifliydi onunla konuşmak.Bi zararı olmayacağını düşünüp numarasını yazmasını ona çağrı bırakacağımı söyledim. Tamam dedi ve yazdı. Çağrı attım. Aramadı. Güzel bir yeni yıl mesajı gönderdi hatta özel diyeyim :) Ogün artık beraberdik..


İlk zamanlar herşey güzeldi. Panda antremanları ve okulu arasında boğuşurken 5dk için bile beni görmeye yanıma gelirdi. Ben ona kıyamazdım, yorulsun işlerini aksatsın istemezdim, müsait olduğunda gel derdim. Bende çok yoğundum oda çok fazla görüşemezdik.
Sonra birgün birşey oldu..Ne olduğunu anlamadım. Benden uzaklaştı. Sıkıldı. O kendini geri çektikçe ben üstüne düştüm. Çünkü afallamıştım durumu algılayamıyordum ve çok üzülüyordum. Bana ilk" offf Bunaltma beni" sözünü ozamanlar söyledi.

 Okulda çalışıyordum, şok olmuştum. Kafamdan aşağı resmen kaynar sular boşalmıştı. Tepki veremedim. Sustum. Onada cevap vermedim kesinlikle. Bir kaç gün sonra kendisi aradı. Bana o sözleri söylediği için benden daha üzgün olduğunu söyledi. O kolay kolay böyle şeyler söylemezdi. Biraz sert bir yapısı vardı. Konuştuk yine. Ama birkaç gün sonra yine Panda aynı panda oldu..Bende onu terkettim. Bıkmıştım çünkü aramayı bırak aradığımda bile müsait olmuyordu. Sürekli bu sözü işitmek beni aciz gibi hissettiriyordu.. Ayrılırken msj attım. Aramadım bile. O da cvp vermedi. Benim için herşey bitmişti...Hayata bakış açım değişmişti resmen. Bütün güvenimi yerle bir etmişti. Bana hem değer verdiğini söylüyordu hemde değersizmişim gibi davranıyordu. Ben kötü niyetli olmadığım için ne yapmaya çalıştığını anlamadım hiç. Kırıldım üzüldüm ve yoruldum sadece..


Arkadaşlarımla yaşadıklarımı paylaştıım sırada ablam gibi sevdiğim bir arkadaşım hep bana "Sana geri dönecek." diyordu. Umrumda değildi dönüp dönmemesi ben yaşadıklarım altında o kadar boğulmuştum ki neşemden eser kalmamıştı. Kendimi soyutlamıştım herkesden ve herşeyden depresyon geçiriyordum. Tam atlatmaya başladığım dönem tekrar aradı. Okula geldiğini ve görüşmek istediğini söyledi.Cevabınıda aldı. Ona beni bir ay sonra arayıp sevgili muhabbeti yapamayacağını onun oyuncağı olmadığımı söyledim."Kızdı. Telefonu yüzüne kapadım. Bana hakaret dolu bir mesaj attı ardından. Soğukkanlı bir biçimde çirkinleşmemesini ve birdaha aramamasını söyledim. Bir süre sonra sadece "üzgünüm" yazan mesajlar gönderdi. Cevap vermeyince sustu elbet.


Bir kandil günü bahanesi oldu. Kandilimi kutladı okulumu sordu. Gayet rahat ve normal bir biçimde tşk ettim iyi dedim. Sonra bir mesaj daha kompozisyon yazmıştı resmen. Kısaca beni geri kazanmak istediğini söylüyordu. Mantıklı bir biçimde konuştuk.Bu sefer olgunlaştı diye düşündüm İlgisizliğinin farkındaydı ama diğer insanlar gibi olmadığını söylüyordu ve geçmişte yaşadıklarının onu bu hale gitrdiğinden bahsediyordu. Söz verdi bir daha olmayacak diye. Bu seferde bir kaç hafta sürdü. Panda yine aynı panda oldu. Ruhsuz ilgisiz. Yine bitirdim. Kavga falan etmemiştik ama sözünü tutamamıştı. Eskisi gibi yarım yamalak bir ilişkinin peşinden sürüklenecek derman kalmamıştı çünkü bende. Eskiden yaptığım gibi onun ilgisini kazanmak için hırplayamazdım kendimi..Hissettiklerim onun sayesinde okadar çok çiğnenmişti ki. Kalbim harabe olmuştu..
Pişmanmıym değilim. Onun sayesinde pembe gözlüklerimi çıkarıp attım ben. Duygularımı kontrol etmeyi öğrendim. Çocuksu gülüşümün yerini kadınsı bir tebessüm aldı..Kime merhamet gösterilip gösterilmeyeceğini öğrendim. Ben bunları yaşarken kimin gerçek dost olup olmadığını kimin hangi olaylara nasıl gözle bakabileceğini öğrendim. Hamdım Oldum desem yeridir. Geçenlerde Lazanya ile oturup konuşurken içimde kalan birşeyi farketmiştim. Ben biliyordum ama o bilmiyordu. Anlamasını sağlayan son bir msj attım ona. Onunda cevabı böyle oldu. "Bana ne beddua ettin başımdan gitmiyor hiçbirşey?".


Hayatın karşınıza sizin verdiğiniz değeri hakedecek en az sizin kadar değerli insanlar çıkarması dileğimle.






SALOME.

Hazzı anlatamam


Bu şarkıyı her dinlediğimde bir sigara yakıyorum. Verdiği hazzı anlatamam. Sanki şarkıyla sevişiyorum..Sözleri dokunuyor..Kalbimde hissediyorum.Bütün sözlerini baştan tekrar tekrar..doyamıyorum.
Easy come, easy go
Haydan gelen huya gider
That's just how you live, oh
Sen böyle yaşıyorsun işte
Take, take, take it all,
Al al al hepsini al
But you never give
Ama asla verme
Should have known you was trouble from the first kiss,
İlk öpücükten anlamalıydın senin sorunlu olduğunu
Had your eyes wide open -
Gözlerin açıktı
Why were they open?
Neden açıktı gözlerin?

Gave you all I had and you tossed it in the trash,
Sana neyim varsa verdim ve sen çöpe attın
You tossed it in the trash you did.
Çöpe attın evet yaptın.
To give me all your love is all I ever asked
Bu zamana kadar tek istediğim bana sevgini vermendi

Cause what don’t understand is i'd catch a grenade for ya.
Çünkü anlamadığın şu ki senin için bir el bombası tutabilirdim
Throw my hand on the blade for ya,
Ellerimi bıçağa uzatırdım senin için
I'd jump in front of a train for ya.
Bir trenin önüne atlardım senin için

You know I’d do anything for ya.
Biliyorsun senin için herşeyi yapardım
See ? i would go through all this pain for ya,
Anladın? Bütün bu acıları senin için çekerdim
Take a bullet straight through my brain.
Tam beynime dayardım mermiyi 
Yes I would die for ya baby,
Evet senin için ölebilirdim bebeğim
But you won’t do the same.
Ama sen aynısını yapmazsın
No,no 
Hayır,hayır

Black, black, black and blue
beat me till I’ am numb
Siyah,siyah,siyah ve mavi ben aptallaşana kadar beni dövüyor*
Tell the devil I said hey
Şeytana selamımı söyle
When you get back to
Döndüğün zaman
Where you’re from bad women bad women
Kötü kadından,kötü kadından
That’s just what you are yeah you smile in my face
Sen busun işte evet yüzüme gülümsüyorsun
Than you rip the breaks out my car.
Sonra da arabamın frenlerini bozuyorsun

To give me all your fuckin' love is all I ever asked
Bu zamana kadar tek istediğim bana o kahrolası sevgini vermendi
Cause what don’t understand is i'd catch a grenade for ya.
Çünkü anlamadığın şu ki senin için bir el bombası tutabilirdim
Throw my hand on the blade for ya,
Ellerimi bıçağa uzatırdım senin için
I'd jump in front of a train for ya.
Bir trenin önüne atlardım senin için

Listen babe I would go through all this pain for ya
Dinle bebeğim tüm bu acıları çekebilirdim senin için 
Take a bullet straight through my brain.
Tam beynime dayardım mermiyi
Yes I would die for ya baby.
Evet senin için ölebilirdim bebeğim
But you won’t do the same.
Ama sen aynısını yapmazsın
If my body was on fire ooh
Eğer ateşler içinde olsaydım
You would watch me burn down in flames.
Alevler arasında yanışımı izlerdin sen
You said that you love me
Beni sevdiğini söyledin
You’re a liar cause you never ever ever did 
Yalancının tekisin çünkü asla,ama asla sevmedin...

Bruno Mars



"Sen şimdi tek çocuksun ya.......... (Her s*k *m )olursun."

Evet bende tek çocuğum. İnsanların kimi zaman şımarık ya da içe dönük ,nazlı, mız mız, her istediğini yaptıran, bazen sorumsuz bazen isyankar, bütün ilginin üzerinde olması istediği düşünülen, paylaşmaktan yoksun yani her daim "Ergen, Çocuk" önyargısı ile bakılan tek çocuk kişisi...


                                
                                           Halbuki tek çocuk olmak sanıldığı gibi PATRON olmak değildir.


Eğer tek çocuksanız iki ya da daha fazla kardeşin bir vücutta toplamısınız demektir. Ailenizin ikinci bir şansı yoktur. Bütün umutlar hayaller sizin üzerinize kuruludur. Bütün ailenin beklentilerini tek başınıza göğüslersiniz. 
Mesleki ve kariyer yaşamınız standartın üzerinde olmalıdır mutlaka. Başarısız , sorumsuz olmanız gibi bir durum söz konusu olamaz, olmamalı. Çünkü ailenizin ikinci bir seçeneği yoktur. Bütün yatırımlar sizin üzerinize yapılır.

"Tek çocuk, aman şımarmasın." düşüncesiyle size evcil köpek muamelesi bile yapılabilir.Davranışlarınıza göre ödül maması verilir adeta. Her dediğiniz yapılmaz öyle. Hatta yapılması olası şeyler bile yapılmayabilir. Maksat şımarmayın.

Tek çocuksanız ilgi sadece sizin üzerinizdedir.Dikkatler sadece sizin üzerinizde yoğunlaştığı için bütün davranışlarınız göze batar. Öyle arada kaynamazsınız. Suçu üzerine atacağınız bir kardeşiniz yoktur.Yaramazlıklarınız tarihe not düşülür.

Nobel ödülü alsanız dahi değişmez kaderiniz. Ailenizden şu cümleleri duyabilirsiniz; "Bana mı aldın ödülü? kendine aldın. Noolmuş yani? Başka kardeşin yok. Varımızı yoğumuzu sana seferber ediyoruz, az bile almışsın."

Sınıfta kardeşi olmayan çocuklara hep "Mutlaka ileride psikolojik rahatsızlık geçirir." gözüyle bakılabilir. Rehber öğretmeniniz mutlaka siz ve ailenizle özel bir görüşme yapar. Her bi halt kardeşiniz olmayışına bağlanabilir.

Şu kelimelerle başlayıp devam eden cümleleri sık sık duyabilirsiz. "Sen şimdi tek çocuksun ya.......... (Her s*k *m )olursun."

Kafadan bencil önyargısı veya tam tersi savurganlık düşüncesi yer edinebilir insanların beyinlerinde

Ya herkesden daha pasif ya herkesden daha atılımcı olmak zorundaymışsınız gibi davranabilirler.

Yalnızlık hem korkunuz hem tutkunuzdur.

Neden kardeşin yok? gibi sorular sorulduğu bile görülmüştür. Eksikmişsiniz psikolojisine sokmaya çalışabilirler.

Aile büyüklerinizi kaybettiğinizde, sizinle aynı vicdanla acınızı paylaşacak  ikinci bir insan yoktur. Acınızı sizinle aynı hisle aynı duygularla, omuzuna başınızı yaslayacağınız paylaşacağınız biri yoktur ..kanınızdan canınızdan..

Erkek veya kız; Yok olmak istediğiniz zamanlarda yerinize bakıcak biri yoktur. En azından yokluğunuzu idare edebilecek. Hatta yapmasa bile bunu teklif edebileceğiniz biri bile yoktur.

Aşk acısı çektiğinizde, gece ağlamaktan sırılsıklam olmuş yastığınıza kafanızı gömmüş, gözyaşlarınızı saklamaya çabalarken; "Üzülme aslan kardeş." ya da benzeri bir cümleyi kardeşinizden duymanın güvenini, samimi hissini tadamazsınız.

Bir ablanız,kardeşiniz, abinizden iyilik istediğiniz gibi kimseden isteyemezsiniz. Beklemezsiniz.

Eş seçimi herkesden çok daha fazla büyür gözünüzde.Çünkü ailenizi kaybettiğinizde bile sizi aileniz gibi koruyup kollayacak, sahiplenecek, sevecek, düşünecek vs. birine herkesden çok daha fazla ihtiyaç duyarsınız.!



2 Temmuz 2011 Cumartesi

MEZUN OLDUM HERŞEY BİTTİ Mİ?

Sonunda okul bitti. Mezun oldum kepimi attım. Türkiye de iş alanı pek de fazla olmayan masraflı bir bölümde okudum.Bütün yıl ağzıma sıçtılar. Yok şunu alın yok bunu getirin. Miillet sabah 9 akşam 5 derse girerken 12 ye 1 e kadar okulda çalıştığım günler oldu.Ne şartlarda okudum bir ben bilirim bir Allah birde ailem.
Okuduğum okul Türkiye'nin en iyilerinden biriydi. Koskocaman yemyeşil bir kampüsü vardı. Şenlikleriyle konserleriyle ünlü bir okuldu :) Güzeldi yani. Kibirden söylemiyorum bunları hakikaten güzeldi Ama ulaşım çok zordu.Kampüsten ana yola gitmek için bir araç eve gitmek için bir araç. 2 vesaitle gelirdim giderdim. Bazen arkadaşlarımla ana yola ki biz oraya "Köprü" diyoruz işte köprüye kadar otostop çekerdik. Çünkü otobüs durağında dillere destan bir sıra olurdu. Hatta iki sıra olurdu. Bir ayakta binecekler sırası birde oturacaklar sırası. Beklemek istemezdik otostop çekerdik bazen işte.Uzun süre almadıkları zaman olurdu. Otostop çeken parmağımız donardı."Alsan nooooluurrrr yea, Tekerine sıçayım" falan derdik. Genellikle ismine Tallin diyeyim. Tallin dediğim kız arkadaşımla çekerdik. O erasmusla Yurtdışına okumaya gidince bir dönem Ferhunde ile devam ettim otostop macerama( ismi bu değil ama çok benziyor ona o yüzden bu adı verdim). Ferhunde ile köprüye kadar inip ordan onun sevgilisi beni evimin yolu üzerine bırakırdı ben ordan başka bir otobüse. Neler çektim Allah'ım. Kışları soğuk olurdu boyum kadar kar yağardı. Yazları güzel olurdu. Okulun bi alışveriş merkezi vardı Rayban sponsorluğunda herkes orada takılırdı. Herkes demiyeyim Tikky grubu. Rockcılar Kampüs içinde başka bir yere orta halliler daha küçük bir yere. Heryerde takıldım yani. Yemekhaneye de gittim. Bana sen gelmezsin yemekhaneye tikkysin diye takılırlardı ama ben giderdim. Çünkü öle bir tarafa ait değildim. Yemekten sonra kahve içmeye kütüphaneye giderdik. Kütüphane de kitap falan okumak için değil hea kahve makinası süperdi. Çok dehşet kahve yapardı. Kahvemizi alır sigaramızı yakardık kütüphanenin merdivenlerinde. Başlardık sohbet muhabbet. Sonra atölye ye geri dönerdik, hatta geç dönerdik. Atölyede 3 hoca vardı. Benim hocam çok güleryüzlü şeker bir adamdı. Ona Gandhi demek istiyorum bu yüzden. Bütün yıl derse geç kaldım ne yapayım evim uzaktı ve sadece bizim grup geç saatlere kadar kalırdı yorulurdum. Kızardı ama kıyamazdı bana:) Fakültenin önündeki çimlere yayılırdık top oynardık. Sınıfta bi çocuk vardı bizden öncek dönemden kalan onada Matrax diyeyim onun portatif sandalyesi olurdu arabasının arkasında onları açardık çimlere  Dışardan Alkol getirirdik oh miss yayılırdık. Ben çok içmezdim. Çünkü ağzımla içemiyorum götü başı hemen dağıtıyorum. Okulun inşaatında çalıştığımız dönemler bile oldu. Böyle çocuk masalı gibi geçmedi zamanım Drama çoktu Trajedi çoktu anlatacağım hepsini anlatacağım ama şimdi acıktım daha sonra....