19 Ağustos 2011 Cuma

ZAVALLI SALOME AĞLIYORMUSUN?

Konuşmak istediğim çok şey var seninle.
Havadan sudan değil..
Bazı şeyler öldürüyor biliyormusun tüketiyor beni..Ben güçlü değilim sandığın gibi.
Güçlü değilim. Sadece korkularımı umutlarımı çizdiğim o güçlü kız imajnın arkasına saklamaktan başka çarem yok..Kimse yok çünkü..Bana kimse yardım edemez çünkü..
Bugü ilk defa başkalarının sorunlarını umursamadan kendim için ağlıyorum
Kendime ağlıyorum..
O güçlü kız karşımda oturmuyor beni teselli etmiyor..Aynada kendini seyrediyor şimdi
Bense ona bakıyorum..O yabancıyı izliyorum.
Zavallı Salome ağlıyormusun? diyor gülümseyerek.
Sen ağlamazsın hep bir çıkış yolun vardır diyor.
Sen herşeye dayanırsın. Kimsenin hayatını mahvetmesine izin vermessin Kimsenin seni üzmesine izin vermessin.
Vericek cevabım yok sadece ağlıyorum. Karşısında diz çöktüm ağlıyorum..ağlıyorum.
Beni dinlemiyor..Beni dinlemiyor..
Rahat bırakmıyor..
Çünkü haklı..
ben aptalım.

16 Ağustos 2011 Salı

Bir adamı gerçekten istersem onu kazanmak için elimden geleni yapardım belki de fazlası ama tehlikeli olmadan entirikaya tribe düşmeden.

Tabi ki güven sorunu yaşıyorum. Hatta bu güven sorunu öyle bir boyut kazanmış olacak ki; Tamamen erkeklerle bağımı duygusal ve cinsel anlamda koparmış durumdayım. (sesli güldüm). Kızlardan da hoşlanmıyorum elbette. Çok ironik bir haldeyim. Herhangi bir aşk savaşına dahil olup acı çekmemek çok güzel. Platonik olur istersin alamazssın ya da berabersinizdir ama anlaşamıyorsunuzdur ihtimalleri bir ilişki de yüksek faktörler olduğundan öyle bir olaya dahil olmamak sevindirici. Kötü olan şey Aşk dünyanın en derin duygusu (gerçek aşktan bahsediyorum.) ve sen bir robot gibisin bunu asla hissedemiyorsun. Birini arzulamıyorsun istemiyorsun. Sesini duymadığında rahat edemiyorsun diye birşey yok. Ya da başına kötü birşey geldiğinde, çok sevindiğinde ilk aklına o falan gelmiyor..
En çok ne istediğimi itiraf edeyim.Eğer aşık olmuş olsaydım saatlerce hiç kıpırdamadan sarman olur burnunu öperdim yüzünü öperdim. Saçlarıyla oynardım. Hatta  boynuna kafamı yaslar ve sıkılmadan öperdim yine..

Tabi ben öyle bir durumdayım ki..Diyelim ki canınız bir yiyecek çekiyor en sevdiğiniz yiyeceği.Yok da değil var istediğiniz şekilde edinebilirsiz Fakat! Hiç bir tat almıyorsunuz!!! Hiç birşekilde tat vermiyor size.

Belki aşık olduğum da karşılık bulamamakta korkutuyor olabilir beni. Ama yokki!

Bir adamı gerçekten istersem onu kazanmak için elimden geleni yapardım belki de fazlası ama tehlikeli olmadan entirikaya tribe düşmeden.

Ben erkek arkadaşlarımla cinsel boyutta birşey yaşamadım, yaşayamadım. Çünkü tutkum yoktu. Değer verdim ama istemedim. Genellikle ayrılma sebeblerimiz buydu. Çok ağladım bu yüzden çok üzüldüm. Bir ilişkide tensel paylaşım onu diğerlerinden farklı kılar elbette ama olmadı yapamadım.Onların istediği gibi sevemedim onları. Onlar için bir ihtiyaçtı bütün insanlar için ihtiyaç normal olan da budur ama benim için ihtiyaç değil. Ben özel olsun istiyorum öptüğümde dokunduğumda sarıldığımda bunu gerçekten istemek..Ben sevemedim kimseyi sevmek isterdim hemde çok. Mutlu olmak isterdim.

İstediğim gibi karşıma çıkmadı bununda etkisi var. Beni kıskanan sahiplenen biri hoşuma gider tamam sorun yok. Ama tepkiler sert ve kırıcı olmamalı uzaklaştırmamalı. İnce ince nüansı belli etmeli:) Nazik olmalı.
İkimizde arkadaşlarımızla görüşebilmeliyiz güvenmeliyiz birbirimize. Güvendiğim zaman sorun yok. Hata yapmam. Hata yapmamalı.


Sorumluluk sahibi olması beni çok etkilerdi mesela. Memur zihniyeti benim hoşuma gitmiyor. İşinde biraz hırslı olmalı bende ondan feyz almalıyım hatta onun gücü hırsı beni kamçılamalı. Fakat Hırslarının istekleririn kölesi olmalı. Hırsları tarafından yönetilmemeli bu sadece başarmak için bir araç olmalı onun için.

Düşüncelerimi gerçekten dinlemeli ve dikkate almalı dinliyormuş ilgileniyormuş gibi yapmamalı. Sırf beni etkilemek için köprüye kadar ayıya dayı muamelesini anladığım an olmaz küçümserim o ilişkiyi.

Birlikteyken ikimizde konuşmak zorundaymışız gibi hissetmemeliyiz. Ya da bazı konularda yalan söylemek zorunda hissetmemeliyiz.

Ben evlilik meraklısı bir hatun değilim. Bizi birbirimize bağlayan parmağımızdaki kelepçeler olmamalı o sadece bir sembol olarak kalmalı.Ben benim olduğunu hissetiğim sürece bende onunumdur. Gerisi teferruat.

Birde zeki akıllı ve biraz entellektüel olmalı. Birlikteyken sadece birbirimize duyduğumuz aşktan bahsedersek sıkılırız başka şeylerdende konuşabilmeliyim. Ona fikir danışabilmeliyim fikirlerine güvenebileceğim biri olmalı.

Güzel kokmalı bu da çok önemli mesela:)

Bugüne kadar bütün sevgililerini aynı şekilde davranmış konuşmuş olabilir ama ben öyle olmamalıyım. Bir erkek bana bütün kadınlara yaptıklarını söylediklerini söylediğinde hissederim ve o erkeği intihar aşamasına getirecek korkunçlukları yaparım çekinmem vicdan azabı da duymam.

Maskülen bir erkek de beni iter mavi boncuk hesabı işte.

Bana yaptığım işe aileme sevdiklerime saygı duymalı. Benim sevdiklerimi tabi ki sevmek zorunda değil ben de aynen ama saygı çok önemli sevmese de ciddiye almalı.

Onun için birşeyler yapabilmeliyim oda benim için yapmalı Yapmak zorunda olduğu için değil yapmak istediği için.Çünkü ben öyleyim istiyorsam yaparım. Zaten bir insan  birşeyi istediği için yapmalı yaptıklarınında sonucunda da arkasında durmalı bu kadar kolay aslında.

Kendi fikirlerini bana dayatmaya kabul ettirmeye çalışmamalı emri vaki den hoşlanmam..

Bunlar katı kurallar değil güncel hayatta yaşadıklarını dikkate aldığında o da bunların tam tersi bir kafayla karşı karşıya kaldığında rahatsız olur. Yani eğer mantıklı bir adam sa. Tanışmıyoruz ama;):)

Arkadaşlarımla anlaşabilmeli kız erkek farketmez. Arkadaşlarım dediysem gerçek dostlarımla onları sevebilmeli. Zaten benim arkadaşlarım bütün normal insanların sevebilecği kadar eğlenceli samimi içten entirikasız insanlar yerim onları.

Suratı asık bir adam beni iter. Ya da herşeyi dalagaya alan.Anlıcağınız normal bir insan bekliyorum.

Beni tensel şekilde uyarmak cinsel anlamda çok zor hatta bu aralar imkansız. İpucu vereyim biraz ozaman.;)
Ben zihinsel anlamda uyarılırım kafamın içine girebilmeli bebeğim:D;)

Çokmu açık seçik konuştum bilemiyorum ama içimden gelenleri yazmak istedim sadece olan bu. 


gerçek aşklar yaşamanız dileğimle..

Salome






3 Ağustos 2011 Çarşamba

Sevişirken başka birinin adını fısıldadı kulağına

Bugün evde ağda yapmak oje sürmek tarot falı bakmak gibi kızsal eylemler gerçekleştirecektim. Bir arkadaşım aradı nargile yaptım içelim diye. Hiç çekemezdim. Tatil anılarını anlatacaktı bende dinleyecektim.Sonra en yakın arkadaşım balkonda sigara içerken aradı. Açtım. Kahve içiyorum caddede gel dedi. Onu kırmam hiç. Hemen gittim.Meğersem yanında 16 yaşında Çakma amerikan bir hatun varmış sıkılmış. Bir de ondan çağırdım diyor:D. Neyse gittim kız bildiğin yeşilçam filmlerinde ki mülteci yabancı hatunlar gibi konuşuyor." Geldi ben, gitti ben" falan diye.Arkadaşım dedi ki yalan dolan bu kız, iki ingizlice kelime gösterdim anlamadı. Sonra kıza zarf attım.Dedim ki;
-Ya ben merak ediyorum Amerikalılar nası konuşuyor günlük hayatta?.Benimle ingilizce konuşsana.
-Nasıl konuşsun ben
-Ne bileyim naber de yaşımı sor falan.
-Ama böyle olmazki ne diyecek ben
- Ya yaşımı sor yani bişey de meraba falan de.
-Neden soracak ben senin yaşını anlamadı ki?

Valla sonraki muhabbeti yazmaya tiksindim üşendim yeminle. Kıza bi sikdir git küçük zilli bizimi kandırıyo sen? dememek için zor tuttum kendimi. Amerikan ingilizcesiyle İngilizlerin ki farklıymış Bizde okadar cahiliz bilmiyoruz.Annesiyle telefonda konuşuyor tek ingilizce kelime mum ve ok. Ozaman Nişantaşı bebek fink fink dolaşan Bütün tikky kızlar amerikalı. Hayır oralı olsan banane olmasan banane.
Bir muhabbet açıldı 6 erkekle birlikte olmuş. Kendi açtı muhabbetide..

Amacı arkadaşıma yansımaktı.Bilmiyoruz değil. Amerikalıyım,Türkiyeyi çok bilmiyorum cebimde para yok eğelenelim gezelim beni ye içir sonra da sevişelim muhabbetinde daha o yaşta.

Ben anlamıyorum bazı kızları. Lüks için birilerin altına yatıp yaşamaya çalışıyorlar. O adamla sevişiyorsun da o adamın kalbi sana ait değil ki? Seni sevmiyor. Sana dokunurken başka birini düşünüyor belki de.Kalbin kırılmıyor mu hiç? yarın seni aramayacak.Biliyorsun ki seni istemiyor sadece sevişmek istiyor yani burada sen rakı bardağı gibisin.Olmasanda olur çay bardağında da içer.Yeter ki rakının tadına varsın.Erkekleri de anlamıyorum anlamayacağımda bu konuda.

Ama dünyanın "Düzenini" ben değiştirecek değilim. Böyle gelmiş böyle gider.

Sevdiğin bir insanı öpmek ona dokunmak bambaşka..Kokusunu teni gülüşü bakışı çok başka..
Onunla yaşadıklarını unutamazsın. Kimseyle onun gibi olmaz.

Sevişirken başka bir adamın adını söyleyen kadınlar onlar..
ya da
Sevişirken başka bir kadını düşleyen erkekler..
Üzülüyorum aslında onlara.

Salome.

13 Temmuz 2011 Çarşamba

Yalancılardan herkes nefret eder…



Sen de yalandan nefret ediyorsun di mi.  Yalancılara asla tahammülün yok. Hele arkandan başka, yüzüne başka konuşurlar yok mu, en gıcıkları! Etraf yalancılarla dolu. Hiç kimse dürüst değil. Herkes iki yüzlü.
O zaman bugün, şu andan itibaren dürüst olmayı dene.
Hiç yalan söyleme. İçindekini saklama. Aklında olanı, kalbinden geçeni hiç düşünmeden anlat. Ne de olsa yalan çok kötü bir şey diyordun. Bak bakalım ondan sonra neler oluyor.
Özene bezene giydiği elbisenin aslında ona hiç yakışmadığını söyle. Çok komik sandığın şakaların kabak tadı verdiğini, muhabbetin sıktığını.
Artık seninle olmak istemiyorum.  Arkadaş gibi görünsem de sana aşığım! Senden nefret ediyor görünsem de seni aklımdan çıkaramıyorum. Eh madem yalandan nefret ediyorsun, onu kıskandığını da söyle. Ona ihanet ettiğini… Ve ona her zaman yalan söylediğini de…
Geçtim bir günü, sadece bir saati yalansız geçirebilir misin?  Herkes dürüstlük bekler. Madem yalana sinir oluyorsun. Yalanı hayatından çıkarmaya cesaretin var mı bi daha düşün. Dünya yalansız döner mi söyle.
Ben denedim. Sana neler olacağını baştan söyleyeyim; hayatın kayar.
Arkadaşların iki günde kaçar, senin için acımasız, kalpsiz derler, ismin kötüye çıkar, aşık olduğun adam kaçar, kalp kırarsın, kalbini kırarlar, annen bile sana gıcık kapar… Bunları göze alabilir misin.  Kabul edelim, gerçekler o kadar da hoş şeyler değil: )
Dürüstlüğün en büyük erdem olduğunu düşünenler genellikle aynı hataya düşüyor. Onlara göre yalan söylemek kolay, dürüst olmak zordur. Nasıl da koca bir yalan: )
En iyi yalancıların yalancı olduklarını bile anlamayız ki zaten. Bütün yalanlar yalan olduğu ortaya çıkana kadar gerçek.
Bazen diyorum ki, boşver kızım, kaptır kendini, kolayı seç. Sen de onlar gibi ol, yalandan nefret ederim deyip yalan söyle. Ah olmuyor işte. Söylüyorum, kimse inanmıyor!  : )
Sonuçta… Herkes yalan söyler. Ama yalancılardan herkes nefret eder.
Gökteki yıldızlar ne kadar da güzel ve büyülü görünüyor.  Çünkü bizden çok uzaklar ve özel hayatları hakkında hiçbir şey bilmiyoruz.  Sakın unutma, iyi bir yalancıyı asla tanıyamazsın.
Yoksa sen bu yazdıklarıma da inandın mı şekerim?: )

NOT: ALINTIDIR.

10 Temmuz 2011 Pazar

BAZEN DİYORUMKİ GİT SENDE BOYAT SAÇINI SARIYA SENDE ROMANTİK KOMEDİ KIZI OL

Cumartesi bütün gün dışarıdaydım. Arkadaşlarımla hoş vakit geçirdim. Müzisyen bir arkadaşımı çaldığı mekanda dinlemeye gittim. Mekan çok fazla kalabalık değildi. Daha doğrusu bir kalabalık bir bomboş. Bir ara çok sıkıldım. Çünkü yükses ses müzik, kalabalık, her kafadan ayrı bir ses hiç bana huzur vermiyor, mutlu etmiyor. Arkadaşlarım da sıkıldığımın farkına varmış olacaklar ki sahneden sürekli benimle uğraştılar. Bende bütün çakralarımı açmış bir şekilde onlara odaklandım.Daha sonra başka bir mekana geçtik fazla kalmadık Sadece onları dinlediğimde herşey güzel fakat bu aralar çok fazla insancıl olduğum söylenemez.
Artık doğal görünen ve davranan çok fazla insan kalmadı.Bakışlar, kahkahalar, konuşmalar  yapmacık ve herkes bunun farkında. Fakat böyle davranınca daha fazla saygı göreceklerini ve sevileceklerini belki de özenileceklerini düşünüyor olabilirler. Farklı olma çabasında aynı malın farklı ambalajları..
Sanki kimse yanındaki insandan ve bulunduğu yerden memnun değil yoksa neden ellerindeki telefona yapışıp yanında olmayan insanlarla haberleşmeye çalışsınki.
Kimse kimsenin gözlerine uzun süre bakmıyor. Herkes birer profesyonel dudak okuyucusu.

Sarı saçlar ve bronz ten moda.
Bazen diyorum ki git Salome sende boyat saçını sarıya Sende Romantik Komedi kızı ol.
Ama yok olmuyor.

8 Temmuz 2011 Cuma

Günümüzdeki AŞK benim içimde POPART

Hayat sadece bir erkeğin ya da erkeklerin size verdiği değerle ölçülendirilebilir mi? Evet hayatımda biri yok. Platonik aşkım ya da beğendiğim biride yok. Fakat bu durum beni rahatsız etmiyor.Mutluyum ben. 

Ben feminist değilim, erkek düşmanı değilim.Ama hayatları sadece sevgilileriyle kurdukları ilişki olan ve sadece bunu konuşan kızlardan gerçekten uzak durmak istiyorum. Gerçekten sevgiye sonsuz saygım var çok güzel herkes yaşamalı, gelecek planlarını onunla birlikte yapmalı ama hayatı sadece bundan ibaret olmamalı.Tabi ki dostumsa eğer bana ilişkisiyle ilgili bazı şeyleri paylaşabilir fikrimi sorabilir, kafasında konuştuklarımızı tartıp kendi seçimini yine kendisi yapabilir..Bende aynı şekilde..ama benciilce sadece kendini düşünmemeli.Dostunun hayatında neler olupbitiyor  onu da dinlemeli önem vermeli. Bazı kadınlarda bu var elbette erkekler de de vardır. Hayatına biri girince kendini sosyal ortamdan soyutlamak.Bu zavallılık değilde nedir? Sanki sadece onun için yaşıyorsun.Sadece onunla geçirdiğin zamanın kıymeti var. Adeta uyuşturucu bağımlısı gibi birşey olup çıkmışssın.Aşk böyle birşey mi oldu? Sevdiğin insan efendin mi oluveriyor? "Biz birbirimizin yanındayız." Evet yanındasınız yalnız bir farkla; Sen onun yanında evcil hayvanı gibi duruyorsun. Adeta tasma takılmış gibisin.
Birşey anlatıyorum hayatımla ilgili seninle paylaşmak istiyorum paylaşamıyorum daha doğrusu bahsetmiyorum bile. Bir ilişkide bu kadar fedakar olmak iyi birşey mi? .Sen kendini bu kadar aşağılarsan, böyle kolay olursan o insan sana neden değer vermeye devam etsin. Sen kendini değersizleştirmişsin zaten. Onun kolaylıkla elde edebileceği birşey olmuşsun. Neden kaybetmekten korkmadığı birini kazanmak için zaman kaybetsin. Zaten ne derse istemesen bile yapıyorsun. O da bunu biliyor. Kim olursa olsun, İnsanlar kolay elde ettikleri şeylerin kıymetini bilmezler.Sonra Terkedilince;"Ben çok iyi bir insandım. Onun için Herşeyi yaptım. Kendimden çok sevdim. Ama kıymetimi bilmedi. demeyeceksin. Sorunda bu işte sen onun için herşeyi yaptın.Onun senin için mücadele etmesine izin vermedin..

Onun senin için mücadele etmesine izin versen dahi, senin için fedakarlık yapmaya hazır olmayacak insanlar elbet..Çünkü  insanlar alışmış kolay elde etmeye..Kolay vazgeçmeye..POP-ART gibi anlayacağın.  

Sonra neden hayatında biri yok diye soruyorlar bana; uzun uzun "Çünkü" ile başlayan cümleler kurmuyorum onlara.."Demek ki henüz tanışmadık."deyip gülüyorum.
Birgün Çünkü'sünüde konuşuruz..

İyi geceler:)..



Not: Konu Pop-Art'tan açılmışken sevdiğim bir yazıyı paylaşayım burada.


bütün sahip olduklarımız bir kolajdan ibaret, 
karakterlerimiz, istediklerimiz, yaşadıklarımız, 
etrafta gördüklerimiz, hayal ettiklerimiz, 
onun bunun parçası, toplanmışı, koparılmışı, yırtılmışı, 
dünyada gördüğüm her şey bir kolaj çalışması, 
ve belki tanrı kendi uygarlığında, bir pop-art sanatçısı.

SALOME

6 Temmuz 2011 Çarşamba

Son bir Mesaj. Son bir Öpücük.

Az biraz önce ayrılalı bir buçuk ay olmuş, zaten saçma sapan sürdürülmüş ve benim gayretlerimle ayakta kalmaya çalışmış ilişkimin diğer yarısını paylaşan insanımsı mesaj göndermiş telefonuma.

"Bana ne beddua ettin başımdan gitmiyor hiçbirşey?"


Yaz kızım;
Yıl 2010 (daktilo sesi efekti)..Ankara'nın soğuk bir kış akşamında..diye devam etmeyeceğim elbet.

Geçen kış Yeni yıla girmemize  birkaç ay kala olmalı yanlış hatırlamıyorsam; Akşam okuldan gelmiştim. Yorgundum. Yemek yiyip Tv karşısında uyuklamak istiyordum. Hiç bir kanal da adam gibi bir program yoktu. Tam ilgimi topluyorum çat! "4dk ara". Annemle anneannemde sözde tv izliyorlar. Hararetli bir konuşmaya dalmışlar.Neyse aldım laptopı kucağıma Facebook' tan  ekleme taleplerime bakıyordum. Arkadaş listemde yalnızca tanıdığım, görüştüğüm insanlar vardı ve tanımadığım bilmediğim ekleme taleplerini reddediyordum ve sadece arkadaşlarımdan mesaj alabilecek şekilde ayarlamıştım ki bir ekleme talebi dikkatimi çekti.( Ona Panda demek istiyorum sebebini daha sonra yazacağım.) Panda evet. Silmedim kabul ettim. Aynı şehirde fakat farklı Üniversitelerdeydik. Bana ertesi gün akşamı mesaj gönderdi, ben cevap verdim, o gönderdi, ben cevap verdim derken baya mesajlaştık. Msn adreslerimizi aldık 30 aralık gecesine kadar bu böyle sürdü. Yeni yıl akşamı için bir hafta öncesinden arkadaşlarımla program yapmıştım ama hastalandığım için gidemedim. Midemi üşütmüştüm sadece çorba yiyebiliyordum.Ailem ve ailemin yakın arkadaşları vardı o gece. Bir ara odama gittim telefonuma gelen msjları cevaplıyordum. Facebooka baktım Panda'dan mesaj yeni yılımı kutlamak için telefon numaramı istiyor. Çok karasız kaldım.Bir taraftanda çok eğlenceli ve keyifliydi onunla konuşmak.Bi zararı olmayacağını düşünüp numarasını yazmasını ona çağrı bırakacağımı söyledim. Tamam dedi ve yazdı. Çağrı attım. Aramadı. Güzel bir yeni yıl mesajı gönderdi hatta özel diyeyim :) Ogün artık beraberdik..


İlk zamanlar herşey güzeldi. Panda antremanları ve okulu arasında boğuşurken 5dk için bile beni görmeye yanıma gelirdi. Ben ona kıyamazdım, yorulsun işlerini aksatsın istemezdim, müsait olduğunda gel derdim. Bende çok yoğundum oda çok fazla görüşemezdik.
Sonra birgün birşey oldu..Ne olduğunu anlamadım. Benden uzaklaştı. Sıkıldı. O kendini geri çektikçe ben üstüne düştüm. Çünkü afallamıştım durumu algılayamıyordum ve çok üzülüyordum. Bana ilk" offf Bunaltma beni" sözünü ozamanlar söyledi.

 Okulda çalışıyordum, şok olmuştum. Kafamdan aşağı resmen kaynar sular boşalmıştı. Tepki veremedim. Sustum. Onada cevap vermedim kesinlikle. Bir kaç gün sonra kendisi aradı. Bana o sözleri söylediği için benden daha üzgün olduğunu söyledi. O kolay kolay böyle şeyler söylemezdi. Biraz sert bir yapısı vardı. Konuştuk yine. Ama birkaç gün sonra yine Panda aynı panda oldu..Bende onu terkettim. Bıkmıştım çünkü aramayı bırak aradığımda bile müsait olmuyordu. Sürekli bu sözü işitmek beni aciz gibi hissettiriyordu.. Ayrılırken msj attım. Aramadım bile. O da cvp vermedi. Benim için herşey bitmişti...Hayata bakış açım değişmişti resmen. Bütün güvenimi yerle bir etmişti. Bana hem değer verdiğini söylüyordu hemde değersizmişim gibi davranıyordu. Ben kötü niyetli olmadığım için ne yapmaya çalıştığını anlamadım hiç. Kırıldım üzüldüm ve yoruldum sadece..


Arkadaşlarımla yaşadıklarımı paylaştıım sırada ablam gibi sevdiğim bir arkadaşım hep bana "Sana geri dönecek." diyordu. Umrumda değildi dönüp dönmemesi ben yaşadıklarım altında o kadar boğulmuştum ki neşemden eser kalmamıştı. Kendimi soyutlamıştım herkesden ve herşeyden depresyon geçiriyordum. Tam atlatmaya başladığım dönem tekrar aradı. Okula geldiğini ve görüşmek istediğini söyledi.Cevabınıda aldı. Ona beni bir ay sonra arayıp sevgili muhabbeti yapamayacağını onun oyuncağı olmadığımı söyledim."Kızdı. Telefonu yüzüne kapadım. Bana hakaret dolu bir mesaj attı ardından. Soğukkanlı bir biçimde çirkinleşmemesini ve birdaha aramamasını söyledim. Bir süre sonra sadece "üzgünüm" yazan mesajlar gönderdi. Cevap vermeyince sustu elbet.


Bir kandil günü bahanesi oldu. Kandilimi kutladı okulumu sordu. Gayet rahat ve normal bir biçimde tşk ettim iyi dedim. Sonra bir mesaj daha kompozisyon yazmıştı resmen. Kısaca beni geri kazanmak istediğini söylüyordu. Mantıklı bir biçimde konuştuk.Bu sefer olgunlaştı diye düşündüm İlgisizliğinin farkındaydı ama diğer insanlar gibi olmadığını söylüyordu ve geçmişte yaşadıklarının onu bu hale gitrdiğinden bahsediyordu. Söz verdi bir daha olmayacak diye. Bu seferde bir kaç hafta sürdü. Panda yine aynı panda oldu. Ruhsuz ilgisiz. Yine bitirdim. Kavga falan etmemiştik ama sözünü tutamamıştı. Eskisi gibi yarım yamalak bir ilişkinin peşinden sürüklenecek derman kalmamıştı çünkü bende. Eskiden yaptığım gibi onun ilgisini kazanmak için hırplayamazdım kendimi..Hissettiklerim onun sayesinde okadar çok çiğnenmişti ki. Kalbim harabe olmuştu..
Pişmanmıym değilim. Onun sayesinde pembe gözlüklerimi çıkarıp attım ben. Duygularımı kontrol etmeyi öğrendim. Çocuksu gülüşümün yerini kadınsı bir tebessüm aldı..Kime merhamet gösterilip gösterilmeyeceğini öğrendim. Ben bunları yaşarken kimin gerçek dost olup olmadığını kimin hangi olaylara nasıl gözle bakabileceğini öğrendim. Hamdım Oldum desem yeridir. Geçenlerde Lazanya ile oturup konuşurken içimde kalan birşeyi farketmiştim. Ben biliyordum ama o bilmiyordu. Anlamasını sağlayan son bir msj attım ona. Onunda cevabı böyle oldu. "Bana ne beddua ettin başımdan gitmiyor hiçbirşey?".


Hayatın karşınıza sizin verdiğiniz değeri hakedecek en az sizin kadar değerli insanlar çıkarması dileğimle.






SALOME.